Bir Vapur

Free texts and images.
Jump to: navigation, search
Bir Vapur
written by Sait Faik Abasıyanık
First published in Varlık on September 15th, 1934

I-white.on.blue.png Flag of Canada.png

This work is in the public domain in Canada, but may still be copyrighted in the USA and some countries in Europe. It is the responsibility of the user to determine whether the works are in the public domain in his or her respective country.

fr | en | de | es | pl | ru | cs| zh


Bir Vapur




Dün ona, Galata rıhtımında rastladım. Çelik ve demir vücuduyla hassas bir sporcuya benziyordu. Çıplak ayaklı bir küçük serserinin yanı başındaydı. Halatlarının bağlandığı demirlerden birine ayağımı dayadım ve elimi çeneme koyarak onu seyrettim. Beni alıp götüren, beni alıp getiren mahluku doya doya sevdim. Bu vapur, “Tadla” yeni Türk vapurlarından ”T.” vapurudur.

Fransa’ya tahsile gitmiş talebeden “Tadla”yı tanımayan kim vardır? Kim bu vapurun üçüncü mevki güvertesini yıldızlı temmuz geceleri adımlamamıştır?

Parnas dağının güneşle altınlı ve karlı ebedi zirvesini, Stromboli’in eteklerindeki beyaz kasabaları, Vezüv’ün kızıllığı altında gülen beyaz şehri, mavi Misina’yı, vahşi Korsika’yı ve nihayet kahpe Marsilya’yı bati seyri ve ağır vücuduyla bize gösteren “Tadla” olmadı mı?

Şaşı gözlü, kaptan tavırlı metrdotelin limanlara yaklaşırken gösterdiği tevazuyu, sevimliliği unuttunuz mu?

Ben bu gemide Korsikalı muslar tanımıştım ki, güverteyi silerlerken kafalarının güzelliğine ve lisanlarının çevikliğine hayran kalmıştım.

Gemiciler tanıdım ki, gece yarısından sonra kopmuş fırtınaların ve uzak, esrarengiz Çin şehirlerinin ıslıklarını güvertelere yaydılar.

Birinci mevkiden üçüncü mevkideki sevgililerini görmeye gelen anormal prensesler, on altı yaşında rüya kadar güzel çocuklarının gözü önünde flört yapan Rum kadınları gördüm. Ben bu vapurda cömert Yahudilere, dost Ermenilere, laubali şen İngilizlere, ciddi Fransızlara rastladım.

Marsilya Limanı’ndan kalkıp Pire’ye gelinceye kadar geçen beş gün zarfında tam bir arkadaşlıkla bağlandığım küçük bir çocuğu, beş gün sonra elem ve hüzünle terk ettim. Beş günde, iptidai tahsilini beraber yapmışız gibi bin bir çocukça hatırayla ayrıldım: Tesadüf bir gün bizi karşı karşıya getirirse, onu çocukluk arkadaşlarımdan hiç ayırmadan:

—Sizinle, diyeceğim, hangi mektepte beraber okumuştuk?

Yine bu vapurda bir kız tanıdım. Bir delikanlı seviyordu, bana:

—Ne eşek şey o, diyordu. Ben onu o kadar sevdiğim halde bir sabah gelip de “bonjur” demiyor, yanıma tesadüfen gelse bir kelime konuşmuyor.

Ben o kıza:

—Ben varım ya! diyordum.

—Ah, diyordu, sen çirkinsin.

Yıldızlı ve karanlık güvertede baş başa oturuyorduk. Elini tutuyordum. Gözlerini kapayıp delikanlıyı tahayyül ederek elimi sıkıyordu.

Yavaşça kulağının dibine:

—Hepsi bir değil mi? diyordum. Karanlık gecede, hepsi, hepimiz bir değil miyiz? Yalnız kadın ve erkek olsun. Gözlerini kapa, tahayyül et.

O, karanlıklar içinde güzel çocuğu tahayyül ederek ince duman vücuduyla vücuduma yaslanıyordu.

Yine vapurda tanıdığım bir papaz, bir dostu bir limanda bıraktığım ve perişan bir halde düşündüğüm zaman yanıma yaklaşıp bana:

—Zevk, demişti, en uçucu şeydir. En hurdebini delikten kaçan bir gazdır. Onun için değil midir ki, zevki mütemadiyen değiştirmek lazımdır. Fakat her değiştirişin sonundaki bu melale, hüzne, ıstıraba tahammül edilir mi? Evladım, yegâne saadet Allah’tır.

Sonra karanlıktan ve kimsesizlikten beklediğim teselliyi bir papazdan aldığım için kızardım.

Fakat geceydi. Kocaman gökler ve yıldızlar vardı. Seren mütemadiyen parlak bir yıldızı gösteriyordu. Samanyolu berrak ve şeffaftı. Gözlerimi göğe kaldırdım. Boşluğun içine saklanmış, düşüne düşüne yarattığım Allah’a güvenerek gözlerimi kapamış ve o gece, Tadla’nın güvertesinde müsterih bir çocuk uykusuyla uyumuştum.





SemiPD-icon.png Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh
  ▲ top